Sahte Sigortalılık Nedeniyle Emekliliğin İptali ve Emekli Maaşlarının Geri İstenmesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7766 E. · 2024/10302 K. · 04.11.2024
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/226 E. · 2022/1418 K. · 02.11.2022
SGK’nın geçmişte bildirilen bazı hizmetleri “sahte sigortalılık” gerekçesiyle iptal etmesi, yalnızca prim günlerinin silinmesine değil; yıllardır alınan emekli aylığının iptal edilmesine, geçmiş maaşların borç çıkarılmasına ve cari emekli aylığından kesinti yapılmasına kadar uzanan sonuçlar doğurabilir.
Bu incelemede iki Yargıtay kararı birlikte ele alınmaktadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sahte olduğu iddia edilen çalışmanın gerçek ve fiilî bir çalışma olup olmadığının nasıl araştırılacağını; Hukuk Genel Kurulu ise hizmet iptali sonrasında emeklilik koşullarının hangi tarihte devam ettiği veya yeniden oluştuğunun nasıl belirleneceğini açıklamaktadır.
- SGK’nın “sahte sigortalılık” tespitine rağmen fiilî çalışma nasıl ispatlanır?
- Silinen hizmetlere rağmen kişi ilk emeklilik tarihinde şartları hâlâ sağlıyorsa ne olur?
- Şartlar ilk tarihte kaybedilmiş ancak daha sonra tamamlanmışsa yeni tahsis dilekçesi gerekir mi?
- SGK geçmiş emekli maaşlarını hangi durumda borç çıkarır ve aylıktan kesinti yapabilir?
Önce şu soru cevaplanmalıdır: Çalışma sahte mi, gerçek ve fiilî mi?
SGK’nın bir hizmeti sahte kabul ettiği uyuşmazlıkta ilk incelenmesi gereken konu emeklilik değil, iptal edilen çalışmanın gerçekten yapılıp yapılmadığıdır. Çalışma fiilî ve gerçekse, hizmet iptalinin ve buna bağlı işlemlerin dayanağı ortadan kalkabilir.
Yargıtay’ın nitelendirmesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sahte sigortalılığa dayanan bu uyuşmazlıkların hizmet tespiti içerikli olduğunu kabul etmektedir. Mahkeme hizmet akdini ve eylemli çalışmayı araştırmalıdır.
Sadece SGK raporuna bakılmaz
Bu davalar kamu düzeniyle ilgilidir. Mahkeme tarafların getirdiği delillerle yetinmemeli; gerekli araştırmayı kendiliğinden genişletmelidir.
Fiilî çalışma hangi delillerle ispatlanabilir?
- İşe giriş ve işten ayrılış kayıtları, bordrolar ve ücret belgeleri
- Bordro tanıkları, birlikte çalışan işçiler ve komşu işyeri çalışanları
- Vergi yoklamaları, işyeri kayıtları, ruhsat ve faaliyet belgeleri
- İşyerinin faaliyetini ve kişinin işini gösteren diğer kayıt ve çevresel araştırmalar
Gerçek işveren farklıysa ne olur?
10. Hukuk Dairesi, sahte kabul edilen dönemde sigortalının gerçekte başka bir işveren yanında çalıştığı ileri sürülüyorsa gerçek işverenin davaya dahil edilmesini ve delillerin bu yönden de toplanmasını istemiştir. Eksik araştırmayla verilen ret kararını bozmuştur.
Hizmet iptal edilirse emeklilik de otomatik olarak iptal edilir mi?
Hayır. Hizmet iptali ile emeklilik hakkının ortadan kalkması aynı şey değildir. İptal edilen günler çıkarıldıktan sonra kişinin tabi olduğu mevzuata göre yaş, prim günü ve sigortalılık süresi yeniden hesaplanmalıdır.
Bu hesap sonucunda üç temel ihtimal ortaya çıkar:
İlk emeklilik tarihinde şartlar hâlâ mevcut
Silinen günler olmadan da kişi emekli olduğu tarihte tüm şartları sağlıyordur.
İlk tarihte şartlar kayboluyor, sonra tamamlanıyor
Hizmet iptali ilk emeklilik statüsünü düşürür; ancak yaş veya başka bir şart ilerleyen tarihte tamamlanır.
Şartlar tamamen kaybediliyor
Kalan geçerli hizmetlerle emeklilik koşulları ilk tarihte veya sonrasında sağlanamıyordur.
1. İhtimal: Hizmet silinse bile ilk emeklilik tarihinde şartlar hâlâ sağlanıyorsa
Örneğin kişi emekli olurken gerekli prim gününü yüzlerce gün, gerekli yaşı birkaç yıl ve sigortalılık süresini yıllarca aşmış olabilir. Daha sonra 30, 60 veya 100 günlük hizmetin silinmesi, kişinin ilk emeklilik tarihinde kanuni şartların altına düşmesine yol açmıyorsa hizmet iptali ile emeklilik hakkı arasında zorunlu bir nedensellik bulunmayabilir.
Bu durumda SGK uygulamada eski emeklilik kaydını iptal edip yeni tahsis dilekçesi alabilmekte ve geçmiş ödemeleri borç çıkarabilmektedir. Ancak kişinin kalan geçerli hizmetleriyle ilk tarihte zaten emekli olduğu savunulabilir.
Emeklilik hakkı
İptal edilen günler çıkarıldıktan sonra da yaş, prim ve sigortalılık süresi şartları ilk tahsis tarihinde mevcutsa emeklilik başlangıcının korunması gerektiği ileri sürülebilir.
Aylık miktarı ayrı mesele
Silinen hizmet aylık miktarını etkiliyorsa yalnız gerçek farkın yeniden hesaplanması gündeme gelebilir. Bu, bütün emekli maaşlarının yersiz olduğu anlamına gelmez.
2. İhtimal: İlk emeklilik şartları kaybedilmiş ancak şartlar daha sonra tamamlanmışsa
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/226 E., 2022/1418 K. sayılı kararının en önemli sonucu bu ihtimale ilişkindir. Karardaki sigortalının bazı hizmetleri iptal edilmiş ve ilk bağlanan aylığın şartları ortadan kalkmıştır. Buna rağmen kalan geçerli primleriyle daha sonraki bir tarihte başka bir emeklilik statüsünün yaş ve prim şartlarını tamamlamıştır.
SGK yeni tahsis dilekçesi istemişti
SGK, sigortalıdan yeni tahsis talebi almış ve emekli aylığını ancak bu yeni başvuruyu takip eden ay başından itibaren başlatmıştı.
Hukuk Genel Kurulu: Yeni tahsis talebi aranmaz
Hukuk Genel Kurulu, kişinin daha önce emeklilik talebinde bulunmuş ve yaşlılık aylığı almakta olduğunu dikkate alarak yeni bir tahsis dilekçesi aranmaksızın, kalan geçerli hizmetlerle emeklilik koşullarının oluştuğu tarihin belirlenmesi ve aylığın bunu takip eden ay başından itibaren yeniden bağlanması gerektiğini kabul etmiştir.
3. İhtimal: Hizmet iptali sonrası emeklilik şartları tamamen kaybedilmişse
İptal edilen günlerden sonra kişi gerekli prim, yaş veya sigortalılık koşullarını ne ilk emeklilik tarihinde ne de incelenen sonraki dönemde sağlayabiliyorsa emeklilik aylığının hukuki dayanağı ortadan kalkabilir.
Bu halde SGK uygulamada;
- yaşlılık aylığını kesebilir ve emeklilik kaydını iptal edebilir,
- geçmişte yaptığı ödemeleri fazla veya yersiz ödeme olarak borçlandırabilir,
- Borç Bildirim Belgesi tebliğ edebilir,
- şartları varsa cari aylık veya diğer Kurum alacaklarından kesinti ve mahsup uygulayabilir,
- ödenmeyen Kurum alacağı için tahsil yollarına başvurabilir.
Ancak burada da geçmişte ödenen her tutarın otomatik olarak geri alınacağı sonucu çıkmaz. Geri alma işlemi ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesindeki şartlar bakımından incelenmelidir.
SGK geçmiş emekli maaşlarını geri isteyebilir mi?
SGK, sahte hizmet kazandırılarak aylık bağlandığı kanaatindeyse geçmişte ödenen aylıkları fazla veya yersiz ödeme olarak değerlendirebilir. Ancak önce gerçekten yersiz bir ödeme olup olmadığı belirlenmelidir.
Kişi emeklilik şartlarını zaten sağlıyorsa
Silinen hizmetler olmadan da emeklilik hakkı mevcutsa bütün aylıkların yersiz sayılması ayrıca hukuki inceleme gerektirir.
Kasıt ve kusur ayrımı
5510 sayılı Kanun m.96 bakımından fazla ödemenin sigortalının kasıt veya kusurundan mı, yoksa Kurumun işleminden mi kaynaklandığı geri istenecek dönem ve faiz hesabını etkiler.
Borç Bildirim Belgesi ne anlama gelir?
SGK geçmiş aylıkları geri isterken kişiye Borç Bildirim Belgesi gönderebilir. Belgede borcun sebebi, asıl alacak, faiz, borçlandırılan dönemler ve hesabın dayanağı incelenmelidir.
Emekli maaşından kesinti başlamışsa
Borçlandırma işleminin yanında cari emekli aylığından kesinti yapılması halinde, yalnız geçmiş borcun değil; devam eden kesintilerin durdurulması ve daha önce kesilen tutarların geri verilmesi talepleri de gündeme gelebilir.
Sahte sigortalılık, emeklilik iptali ve SGK borcuna karşı hangi dava açılır?
Uyuşmazlığın durumuna göre aynı dosyada birbirine bağlı veya terditli birden fazla talep bulunabilir.
Hizmetin gerçek olduğunun tespiti
SGK’nın sahte saydığı dönemde fiilî çalışmanın bulunduğunun tespiti ve hizmet iptali işleminin kaldırılması istenebilir.
Kurum işleminin iptali
Hizmet ve buna bağlı yaşlılık aylığı işlemlerinin hukuka aykırılığı ileri sürülebilir.
Emeklilik başlangıcının tespiti
Kalan geçerli hizmetlerle emeklilik şartlarının ilk tarihte veya daha sonraki hangi tarihte oluştuğunun tespiti istenebilir.
SGK borcunun bulunmadığının tespiti
Borç Bildirim Belgesiyle çıkarılan fazla veya yersiz ödeme borcuna karşı borçlu olunmadığının tespiti gündeme gelebilir.
Kesilen tutarların iadesi
Cari emekli maaşından tahsil edilmiş tutarlar yönünden geri ödeme talep edilebilir.
Bu uyuşmazlıklar kural olarak sosyal güvenlik hukukundan kaynaklandığı için İş Mahkemelerinde görülür. Gerçek işveren ve taraf teşkili, somut davanın hizmet tespiti içeriğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Emekliliği iptal edilen kişi hangi bilgileri hemen kontrol etmeli?
01 · Hangi günler silindi?
İşyeri, dönem ve toplam iptal edilen prim günü.
02 · İptal gerekçesi nedir?
Denetim raporunda kişinin kendi çalışmasına ilişkin hangi somut tespit var?
03 · Çalışma gerçekte yapıldı mı?
Tanık, vergi kaydı, işyeri faaliyeti ve diğer deliller neler?
04 · Silinen günlerden sonra prim kaç gün?
Yeni hizmet dökümü üzerinden gerçek toplam hesaplanmalı.
05 · İlk emeklilik tarihinde şartlar sürüyor mu?
Yaş, prim ve sigortalılık süresi ayrı ayrı incelenmeli.
06 · Şartlar sonradan hangi tarihte oluştu?
HGK kararı bakımından bu tarih kritik olabilir.
07 · SGK yeni tahsis dilekçesi aldı mı?
Daha önceki tahsis talebinin hukuki etkisi incelenmeli.
08 · Borç ve kesinti var mı?
Borç Bildirim Belgesi, faiz hesabı ve maaştan yapılan tahsilatlar ayrı ayrı kontrol edilmeli.
Sıkça Sorulan Sorular
SGK geçmiş sigortalılığımı yıllar sonra sahte diye silebilir mi?
SGK denetim sonucunda gerçeğe aykırı gördüğü hizmetleri iptal edebilir. Ancak sigortalı, çalışmasının gerçek ve fiilî olduğunu mahkemede ileri sürebilir; Kurumun değerlendirmesi yargısal denetime açıktır.
SGK raporunda “sahte” yazması davayı kaybedeceğim anlamına gelir mi?
Hayır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi fiilî çalışmanın tüm delillerle ve gerektiğinde mahkemece kendiliğinden araştırılmasını istemektedir.
Çalıştığımı tanıkla ispatlayabilir miyim?
Evet. Bordro tanıkları, birlikte çalışan kişiler ve komşu işyeri çalışanlarının somut ve inandırıcı beyanları değerlendirilebilir.
İşyerinin sonradan kapanması çalışmamın sahte olduğunu gösterir mi?
Tek başına göstermez. Esas olan, bildirilen dönemde işyerinin faaliyeti ile kişinin fiilî çalışmasının bulunup bulunmadığıdır.
Silinen günler olmadan da emekli olabiliyorsam maaşım iptal edilir mi?
İlk emeklilik tarihinde kalan geçerli hizmetlerle şartların devam edip etmediği ayrıca hesaplanmalıdır. Şartlar sürüyorsa bütün emeklilik döneminin yersiz sayılması hukuken ayrıca tartışılmalıdır.
Hizmetler silinince şartları birkaç yıl sonra sağlıyorsam ne olur?
HGK’ya göre daha önce tahsis talebi bulunan sigortalının, kalan geçerli hizmetlerle şartları hangi tarihte tamamladığı belirlenmeli ve aylık şartların oluştuğu tarihi takip eden ay başından itibaren değerlendirilmelidir.
Yeniden emeklilik dilekçesi vermem gerekir mi?
HGK 2021/226 E., 2022/1418 K. kararında, daha önce tahsis talebinde bulunarak aylık almaya başlayan sigortalı bakımından yeni tahsis talebi aranmayacağı kabul edilmiştir.
SGK geçmiş emekli maaşlarının tamamını geri isteyebilir mi?
Önce hangi dönemlerin gerçekten yersiz ödeme olduğu belirlenmelidir. Hizmet silinse bile kişinin emeklilik hakkının bulunduğu dönemler ayrıca ayrıştırılmalıdır.
SGK 10 yıllık emekli maaşını geri isteyebilir mi?
5510 sayılı Kanun m.96’da ilgilinin kasıt veya kusuruna dayanan fazla ve yersiz ödemeler bakımından on yıllık geri alma rejimi bulunmaktadır. Somut olayda kasıt veya kusurun gerçekten bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
Hiç kusurum yoksa ne değişir?
Kasıt veya kusurun bulunmaması, 5510 m.96 bakımından geri istenecek dönem ve faiz rejimini değiştirebilir. Kurumun yalnızca “sigortalı hatası” ibaresi kullanması tek başına yeterli olmayabilir.
SGK Borç Bildirim Belgesi gelirse ne yapmalıyım?
Borcun dayanağı, silinen hizmet, emeklilik şartları, dönemler ve faiz hesabı birlikte incelenmelidir. Şartları varsa Kurum işleminin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti talep edilebilir.
SGK emekli maaşımdan kesinti yaparsa kesilen parayı geri alabilir miyim?
Dayanak borçlandırma işleminin hukuka aykırı olduğu tespit edilirse daha önce kesilen tutarların iadesi de dava konusu yapılabilir.
Bu dava hangi mahkemede açılır?
Sosyal Güvenlik Kurumunun sigortalılık ve yaşlılık aylığı işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar kural olarak İş Mahkemelerinin görev alanındadır.
Gerçek işveren SGK kaydındaki işverenden farklıysa ne olur?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hizmet tespiti içeriği nedeniyle gerçek işverenin davaya dahil edilmesini ve araştırmanın onun yönünden de yapılmasını istemektedir.
Sadece birkaç günlük hizmet bütün emekliliği etkiler mi?
Gün sayısının azlığından çok, bu günlerin kişinin emeklilik şartlarını sağlayıp sağlamamasında belirleyici olup olmadığı önemlidir.
Yargıtay Kararları (Tam Metin)
Kaynak: Kişisel verilerden arındırılmış Yargıtay karar metinleri. Özgün hukuki terimler korunmuştur.
10. Hukuk Dairesi 2024/7766 E. , 2024/10302 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1902 E., 2023/2376 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/645 E., 2021/347 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 02.04.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığını, Kurum tarafından sahte sigortalılık sebebiyle aylığı kesilerek borç çıkarıldığını, iptal edilen bildirimleri İstanbul Motokurye-... olup son çalıştığı iş yeri olduğunu, Kurum işleminin dayanağının anlaşılamadığını, iş yerinin gerçek bir iş yeri olup müvekkilinin de iş yerinde fiilen çalıştığını belirterek, Kurum işleminin iptalini, davacının aylığa hak kazandığının tespiti ile aylık bağlanmasına ve ödenmeyen aylıkların yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yapılan denetim sonucunda davacının gerçek olmayan iş yerinden sigorta bildiriminin yapıldığının tespit edildiğini, davanın niteliği gereği her türlü araştırmanın re'sen yapılması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu, dinlenilen tanıklar ve tüm dosya kapsamına göre davacının, asıl işvereninin yetkili ... olan aktif kurye olduğu yönündeki beyanı ile davaya konu sigortalı bildirimlerinin iptaline dayanak anılan Kurum inceleme raporlarındaki tespitlerin aksini ve davalı işyerlerinden bildirilen çalışmalarının gerçek ve fiili olduğu yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece dahili davalı ... ile aktif kurye arasında organik ilişkisinin gözardı edildiğini, davacının 2011/7-11 ayları arasında kargo personeli olarak çalıştığının ihtilafsız olduğunu, ...'nin yetkilisi olduğu aktif kurye ile ... arasında tanıkların beyanlarına göre organik bağ bulunduğu, davacının fiilen çalıştığı işverenin vergisel yükümlülük ve maliyetten kurtulmak adına çeşitli kurye firmalarının eski çalışanlarına firma kurduklarının, ...'nun da bu kurye çalışanlarından biri olduğunun, işverenliğin aslında tek olduğunun, alo kurye, aktif kurye, ... , ... işverenliklerinin aralarındaki organik ilişki nedeniyle bir bütün olarak işveren sıfatı taşıdıklarının anlaşıldığını, Mahkemenin davanın reddine karar vermesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının Kurum tarafından iptaline karar verilen çalışmasının gerçek olup olmadığı, Kurumun yaşlılık aylığının iptaline ilişkin işleminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1) Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu iş yeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. 2) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli ... getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir. HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. 3. Değerlendirme 1. İnceleme konusu davada davacı, Kurum tarafından iptal edilen 2011/7 ile 2011/11. ay tarihleri arasında davalı ...'na ait iş yerinden yapılan bildirimlerin fiili çalışmaya dayalı olduğunun tespitiyle Kurum işleminin iptalini talep ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının çalışmalarının gerçek olduğuna dair iddiası kabul edilemeyerek davanın reddine karar verilmiş ise de dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. 2. Somut olayda, sahte olduğu kabul edilen dönemde, yargılama sırasında dava dışı işveren ... nezdinde çalıştığı iddiası karşısında, davacının talebinin hizmet tespitini de içermesi de gözetilmek suretiyle HMK 124 kapsamında gerçek işverene davanın yöneltilerek, davaya dahil edilmesi sağlanılarak, delilleri toplanıp, irdelenmeli, buna göre araştırma genişletilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu 2021/226 E. , 2022/1418 K. “İçtihat Metni” MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi 1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... İş Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken Kurumun 21.11.2015 tarihli ve 16310471 sayılı yazısı ile “sahte hizmet kazandırılmak suretiyle yardımlardan yararlandırılması ile gelir veya aylık bağlanması” sebebiyle 01.06.2008-22.11.2015 tarihleri arasında ödenen 81.462,16TL'nin adına borç kaydedildiğinin bildirildiğini, davalı Kurum nezdinde yaptığı itirazın reddedildiğini, müvekkilinin anılan dönemde ... ilçesinde bir evin inşaatında metal aksamları yaptığından çalıştığı işyerinin ve şahsın ismini, adresini bilmediğini, araştırmalara rağmen bulamadığını, bu nedenle hizmet tespiti davası açma imkânı da olmadığını, müvekkilinin uzun süreli çalıştığı işyerleri olduğu gibi inşaat başı veya iş başı çalıştığı işyerlerin de mevcut olduğunu, Kurumun hangi çalışmalarını sahte olduğundan dolayı iptal ettiğini bildirmediğini, müvekkilinin beyanı dahi alınmadan tek taraflı olarak yapılan işlemin Anayasa'daki sosyal devlet ilkelerine aykırı olduğunu, davalı Kurum sahte olduğunu iddia ettiği tescil işlemini yapan işvereni tespit edip işçiyi korumakla görevliyken bunun yerine borç kaydedilerek aylıkların ve sağlık hizmetlerinin kesilmesinin Kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla iptal işleminin uygulanacağı varsayılsa bile 09.01.2010 tarihinde müvekkilinin yaş şartını sağlayarak emekliliğe hak kazandığını ileri sürerek davalı ... Kurumunun 21.11.2015 tarih ve 16310471 sayılı kararı ile 01.06.2008-22.11.2015 süresi için 81.462,16TL borç kaydedilmesine ilişkin işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı ... (Kurum/SGK) vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurumun denetim görevlileri tarafından düzenlenen rapora istinaden davacının çalışmalarının iptali üzerine aylık bağlanma şartlarını yerine getiremediğinden ödenen aylıkların baştan itibaren iptal edildiğini, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanakların aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin Kararı: 6. ... İş Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli ve 2016/95 E., 2017/138 K. sayılı kararı ile; davacının ... sicil numaralı dava dışı ... Alüminyum Ltd. Şti'deki çalışmalarının 20.12.2013 tarihli rapor doğrultusunda iptal edildiği, davacının fiili ve gerçek çalışma iddiasını ispatlayamadığı, 5510 sayılı Kanun'un 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu somut olayda raporun aksinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin Kararı: 7. ... İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur. 8. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 19.07.2018 tarihli ve 2017/1427 E., 2018/1314 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından ... sicil numaralı dava dışı ... Alüminyum İnş. Oto. Turz. Gıda. San ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı işyerinde çalışmasının bulunmadığının kabul edildiği, davacının çalışmanın gerçekte geçtiği işverenin kimliği konusunda bilgisinin olmadığı ve bu nedenle gerçek işveren hakkında hizmet tespitine yönelik dava açma olanağı da bulunmadığını beyan etmesi karşısında çalışma süresinin iptali ve buna bağlı olarak prim ödeme gün sayısındaki düşmeye bağlı olarak yaşlılık aylığının iptalinin yasaya uygun olduğu, sahte işyerinden yapılan bildirimin iptali ile prim ödeme gün sayısının 4979 güne düşmesi sonrası davacının 07.01.2016 tarihli başvurusu üzerine 3600 gün üzerinden 01.02.2016 tarihi itibariyle yeniden aylık bağlandığı, davacının 3600 gün prim ödeme ve yaş koşuluna bağlı olarak yaşlılık aylığından yararlanma başvurusunun 07.01.2016 tarihinde yapılmasının Kurum tarafından gerçekleştirilen iptal işlemindeki gecikmeden kaynaklandığı, yaşlılık aylığı bağlanması konusundaki iradesini Kuruma ileten ve aylıktan yararlanmakta olan davacının 55 yaş ve 3600 prim ödeme gün sayısına bağlı yaşlılık aylığı başlangıç tarihinin 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C-bc maddesindeki koşulların gerçekleştiği 09.01.2013 tarihini izleyen 01.02.2013 tarihi olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacıya 01.02.2013 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C-bc maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine; 21.11.2015 tarihli ve 16310471 sayılı ... Sosyal Güvenlik Merkezi yazısındaki yersiz ödemeden kaynaklı borç tutarının bu aylık bağlama tarihine göre belirlenmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Bozma Kararı: 9. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 10. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2018/6321 E., 2020/1070 K. sayılı kararı ile; “...IV- TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davacı, kurum işleminin iptali aksi halde yaşlılık aylığı alma başlangıcı olarak 5000 iş gününün dolduğu 01.02.2010 tarihinin belirlenmesi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir. Davalı Kurum vekili; re'sen tespit edilecek durumlar ışığında kararın bozulmasını istemiştir. V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Eldeki davada, 07.05.2008 tarihli tahsis talebine istianden davacıya 01.06.2008 tarihinden itibaren aylık bağlandığı; ... sicilli işyerindeki 01.04.2008 – 31.5.2008 dönem çalışmalarının sahte olduğundan bahisle iptal edildiği; davacının 07.01.2016 da 506 sayılı Yasa'nın Geçici 81/ C – bc uyarınca aylık bağlama talebinin olduğu ve 01.02.2016 itibari ile yeniden aylık bağlandığı anlaşılmaktadır. Somut veriler ışığında, iptale konu çalışmanın fiili ve gerçek olmadığının belirgin olması ve iptal edilen tahsis dışında; davacının ilk ve tek tahsis talebinin 07.01.2016 tarihli olup; davanın da 19.2.2016 tarihinde açılması karşısında, gerek tespite, gerek tahsise ilişkin istemlerin reddi gerekir. O hâlde, tarafların belirtilen hususları amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin istinaf başvurusunun kısmen kabul kısmen reddine ilişkin hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 11. ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2020/570 E., 2020/929 K. sayılı kararı ile; davacının aylık almayı sürdürdüğü ve aylığının kesilmesi yönünde herhangi bir işlemin gerçekleşmediği 01.02.2013 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmasının mümkün olmadığı gibi aylık almakta iken bu kez 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C maddesi uyarınca yeni bir aylık talebine yasal olanak bulunmadığı, böyle bir talebin yaşamın olağan akışına aykırılık oluşturacağı, 01.06.2008 tarihi itibariyle aylık bağlanmış olan davacının ilk ve tek aylık başvurusunun 07.01.2016 tarihli olduğundan da söz edilemeyeceği, davacının 2008 yılındaki hizmetlerinin 01.06.2008 tarihinde aylık bağlandıktan uzun süre sonra 20.12.2013 tarihli denetim raporuna dayalı olarak 2015 yılı içerisinde iptal edildiği, denetim görevinin makul sürede yerine getirilmemesinin tüm sorumluluğunu davacıya yüklemenin hakkaniyete uygun olmadığı, davacıya 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C maddesi uyarınca bağlanan aylığa esas prim ödeme gün sayısı çekişmesiz bulunduğundan, iptal edilen çalışmalar nedeniyle iyi niyet sorgulamasının da bu aylık üzerinde herhangi bir etki yaratma olasılığı bulunmadığı, denetim görevi süresinde yapılıp uyarı yapılmış olması hâlinde 2008 yılı itibariyle yaşlılık aylığından yararlanma iradesini ortaya koymuş olan davacının 2013 yılında da bu yöndeki iradesini sürdüreceğinin yaşamın olağan akışına uygun olduğu, yapılan değerlendirme sonucunda özellikle bozmaya konu karar gerekçesinde de belirtildiği üzere Kurum tarafından denetim işlemlerinin hukuk devleti ilkesine uygun biçimde ve makul sürede yerine getirilmemesi nedeniyle daha düşük prim ödeme gün sayısı üzerinden aylık koşulları gerçekleşmiş bulunan davacının aylıklarının henüz iptal edilmediği dönemde yeniden başvuruda bulunması zorunluluğu arayan bozma ilamının davacının sosyal güvenlik hakkının ihlali sonucunu doğuracağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 12. Direnme kararı süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında davacının çalışma süresinin iptali yönündeki Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmayan eldeki davada; davacının dava dışı işyerinden bildirilen 01.04.2008-31.05.2008 tarihleri arasındaki hizmetlerinin iptali ile 506 sayılı Kanun'un geçici 81/A maddesine göre bağlanan yaşlılık aylığının kesilmesinden sonra geri kalan prim gün sayısı itibariyle 506 sayılı Kanun'un geçici 81/C-bc maddesine göre bağlanan yaşlılık aylığının Kuruma başvurduğu 07.01.2016 tarihini takip eden ay başı olan 01.02.2016 tarihinden itibaren mi yoksa yeni bir tahsis talebi aranmaksızın 58 yaşını doldurduğu 09.01.2013 tarihini takip eden 01.02.2013 tarihinden itibaren mi bağlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 14. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır. 15. Sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti tanımı içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir. Sosyal güvenlik alanında oluşturulacak tüm kuralların, özde sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olması zorunludur. Sosyal hukuk devleti, niteliğinin bir gereği olarak “sosyal güvenlik” kavramını yaşama geçirerek somutlaştırır. Sosyal devletin gerçekleşme aracı olan sosyal güvenlik kavramı insanlığın en derin gereksiniminin bir sonucudur. Bu gereksinim, gelecekten emin olma düşüncesinin, bireyin karşılaşacağı ve yaşamı için tehlike oluşturan olaylara karşı bir güvence arayışının ürünüdür. Tehlikeye ve yoksulluğa düşen birey için asgari bir güvence sağlamak sosyal güvenliğin varlık koşulu, diğer bir ifadeyle olmazsa olmazıdır. 16. Bu nedendir ki sosyal güvenlik hakkına temel insan hakları arasında yer verilmiş ve uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 60. maddesinde de herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı hükme bağlanmıştır. 17. Sosyal güvenlik hakkı kapsamında sigortalılara sağlanan haklardan biri de yaşlılık aylığı bağlanmasıdır. Zira insanlar genellikle belli bir yaşa ulaştıktan sonra çalışma gücünü kısmen ya da tamamen kaybetmeleri nedeniyle aktif çalışma hayatına son verme ihtiyacı duyarlar. Aktif olarak çalışıp gelir elde etme imkânından yoksun oldukları bu dönemde gelir kaybına uğrarlar. İşte uzun vadeli sigortalı kollarından biri olan yaşlılık sigortasının temel amacı sigortalıya ömrünün iş göremediği geri kalan kısmında yardım etmek ve geçimini sağlayacak sürekli bir gelir sağlamaktır. 18. Ancak yaşlılık aylığı bağlanması kanunlarda belli koşullara bağlanmıştır. Bunlar hizmet akdine tabi olarak çalışan sigortalılar yönünden belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre sigortalı olma ve prim ödeme, çalıştığı işten ayrılma ile yaşlılık aylığı bağlanması için Kuruma yazılı istekte bulunma olarak sayılabilir. Türk sosyal güvenlik sisteminde hizmet akdine tabi olarak çalışanlar ile kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalılar yönünden zorunlu emeklilik öngörülmediğinden yaşlılık aylığı tahsis koşullarının oluşması üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sigortalının talebi olmadan aylık bağlanması mümkün değildir. Bu itibarla sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte bulunması zorunludur. 19. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme uyarınca davanın yasal dayanağını mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 62. ve geçici 81. maddeleri oluşturmaktadır. 20. 25.08.1999 tarihinde kabul edilerek 08.09.1999 tarihli ve 23810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile eklenen, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve sonrasında 4759 sayılı Kanun ile bir bölümü değişikliğe uğrayan 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesindeki düzenlemeler kapsamında yaşlılık aylığı bağlama koşullarının 4447 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 ve 4759 sayılı Kanun'un kabul edildiği 23.05.2002 tarihindeki “sigortalılık süresi”nin kaç yıl olduğu dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. 21. Buna göre, 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddenin (A) bendi uyarınca 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar ile 08.09.1999 tarihinde sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında 4447 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanacaktır. 22. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 4447 ve 4759 sayılı Kanunlar ile değiştirilmeden önceki 60. maddesinin (A) bendinin (b) alt bendinde yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için sigortalının kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması, 15 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 3600 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması gerektiği hükme bağlanmıştır. 23. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun geçici 81. maddenin (B) bendinde yaşlılık aylığı koşulları sigortalılık süresine göre kademeli olarak düzenlenmiştir. 24. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu geçici 81. maddenin (C) bendinin (a) alt bendine göre ise 23.05.2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri hâlinde yaşlılık aylığı bağlanacaktır. 25. Geçici 81. maddenin (C) bendinin (b) alt bendinde ise; 23.05.2002 tarihinde (a) bendinde öngörülen şartları yerine getirmeyenlerin bu şartları yerine getirdikleri tarih aralığına göre doldurması gerektiği yaş, kadın ve erkek için ayrı ayrı belirlenmiştir. 26. Görüldüğü üzere geçici 81. madde ile yaşlılık aylığı bağlanmasında kademeli bir geçiş sistemi kabul edilmiştir. 27. Yaşlılık aylığı tahsis koşullarındaki bu kademeli geçiş nedeniyle 1999 ve 2002 yılları itibariyle belirlenecek sigortalılık süresi, yaşlılık aylığına hak kazanabilmek için aranacak yaş şartı yönünden anahtar rol üstlenmektedir. 28. Öte yandan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 62. maddesinde yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını taşıyan sigortalıya yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. Aynı yöndeki düzenlemeye 5510 sayılı Kanun'un 28. maddesinde de yer verilmiştir. Bu nedenle yaşlılık aylığı bağlanması için yazılı istekte (tahsis talebinde) bulunulması gerekmektedir. 29. Somut olayda 09.01.1955 doğum tarihli davacı ...'nın sigortalılık başlangıç tarihinin 10.04.1973 olduğu, 07.05.2008 tarihli tahsis talebi üzerine 5039 prim gün sayısı üzerinden 01.06.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin (A) bendi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, Sosyal Güvenlik Denetmenliğince düzenlenen 20.12.2013 tarihli ve 2013/GY-116 sayılı rapor ile ... sicil numaralı dava dışı işyerinin sahte sigortalılık bildirimi işlemlerinde kullanılmış olduğunun tespit edilmesi üzerine davacının söz konusu işyerinden yapılan tüm sigortalılık bildirimlerinin iptal edildiği, buna bağlı olarak yaşlılık aylığının başlangıçtan itibaren kesilerek 01.06.2008-22.11.2015 tarihleri arasında yapılan ödemelerin borç kaydedildiği, 21.11.2015 tarihli yazı ile davacıya 81.462,16TL tutarındaki borcu ödemesi gerektiğinin bildirildiği, davacının Kurum kayıtlarına 21.12.2015 tarihinde giren dilekçesinde iptal edilen çalışmalarının fiili olduğunu belirterek Kurum işleminin iptalini talep ettiği, davacının ayrıca 07.01.2016 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından 4979 prim gün sayısı esas alınarak 01.02.2016 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı tespit edilmiştir. 30. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 07.05.2008 tarihli tahsis talebi üzerine yaşlılık aylığı almakta olan davacının dava dışı ... sicil numaralı işyerinden Kuruma bildirilen 01.04.2008-31.05.2008 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptal edilmesinden sonra geri kalan 4979 prim gün sayısının bulunduğu ve davacının sosyal güvenlik denetmeni tarafından yapılan inceleme sırasında aylığını almaya devam ettiği ve 2008 yılında yapılmış bir tahsis talebi bulunduğu da dikkate alındığında artık yeni bir tahsis talebine gerek olmaksızın 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin (A) bendine göre bağlanan aylığın kesilmesinden sonra tahsis koşullarının oluştuğu tarihin belirlenerek takip eden ay başından itibaren aylığının tekrar bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kabul ise sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortaların yanı sıra bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanmasını esas alan sosyal güvenlik hukukunun ilkelerine uygundur. 31. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2011 tarihli ve 2011/10-291 E., 2011/399 K.; 28.09.2011 tarihli ve 2011/10-475 E., 2011/560 K. ile 30.03.2022 tarihli ve 2019/(21)10-803 E., 2022/425 K. sayılı kararlarında da aynı yaklaşım benimsenmiştir. 32. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davacının yaşlılık aylığının 01.04.2008-31.05.2008 tarihleri arasındaki çalışmasının sahte olduğunun tespiti üzerine iptal edilmesi karşısında yeni bir tahsis talebi olmadan yaş şartını gerçekleştirdiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanmasının mümkün olmadığı, Kurumun da tahsis talebi üzerine davacıya 01.02.2016 tarihinden itibaren aylık bağladığı, bu nedenle bozma kararının yerinde olduğu ve direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 33. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur. 34. Ne var ki Özel Dairece davacı vekilinin temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme uygun bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 02.11.2022 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. ********** Kişisel Verilerden Arındırılmıştır **********

SGK’nın hizmet ve emeklilik işlemlerini birlikte değerlendirelim
Sahte sigortalılık, hizmet iptali, emekliliğin iptali, Borç Bildirim Belgesi ve emekli maaşından kesinti uyuşmazlıklarında Eskişehir İş ve Sosyal Güvenlik Avukatından destek almak için ön görüşme talebinizi iletebilirsiniz. SGK denetim raporu, iptal edilen hizmet günleri, ilk tahsis tarihi, kalan prim günleri ve emeklilik şartları birlikte değerlendirilerek somut olayınıza uygun hukuki yol belirlenebilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca hizmetin sahte olup olmadığı değil; hizmet silinse bile emeklilik hakkının devam edip etmediği, emeklilik şartlarının daha sonra hangi tarihte oluştuğu, geçmiş aylıkların gerçekten yersiz ödeme sayılıp sayılamayacağı ve cari aylıktan yapılan kesintilerin hukuka uygunluğu birlikte incelenmelidir. SGK işlemlerine ilişkin diğer bir örnek için SGK İdari Para Cezası İtiraz ve İptali yazımızı da inceleyebilirsiniz.


