Yasal faizin kanuni dayanağını oluÅŸturan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine iliÅŸkin Kanunun “Kanuni Faiz” baÅŸlıklı 1. maddesi Anayasa Mahkemesinin 22/7/2025 Tarihli ve E: 2024/24, K: 2025/164 Sayılı Kararının Resmi gazetede 01.12.2025 tarihli ilanıyla “sözleÅŸmeden kaynaklanmayan borç iliÅŸkileri yönünden” yasal faiz iptal edilmiÅŸtir.

YASAL FAİZE DAİR DÜZENLEME
3095 sayılı KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN‘un “Kanuni faiz” baÅŸlıklı
Madde 1 – (DeÄŸiÅŸik : 21/4/2005 – 5335/14 md.)
Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununa göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık yüzde oniki oranı üzerinden yapılır.
Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, yüzde onuna kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir.
19.12.1984 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile yasal faiz yıllık %12 olarak tespit edilmiştir. Bakanlar Kurulu’nun 19.12.2005 tarih ve 2005/9831 sayılı kararı ile 01.01.2006 tarihinden itibaren %9 olarak uygulanmıştır.
21 Mayıs 2024 tarihli ve 32552 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen kanuni faiz oranının 01.06.2024 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %24 olarak uygulanmasına karar verilmiştir.
ANAYASA MAHKEMESİNİN YASAL FAİZ İPTALİ KARARININ GEREKÇESİ
Anayasa Mahkemesinin 22/7/2025 Tarihli ve E: 2024/24, K: 2025/164 Sayılı Kararındaki iptale dair gerekçesinde;
23.Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para; çeşitli ticari, sinai, zirai ve benzeri faaliyetlerde kullanılmakla sahibine kazanç, kira, nema gibi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurmasının yanında enflasyon etkisinde olan ekonomilerde değerini yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur (ANO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017, § 70). Diğer bir ifadeyle alacaktan mahrum kalınan sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanma imkânı da ortadan kalkmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).
24.Bu sebeple devletin hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi edecek mekanizmaları geliştirmesi gerekir (AYM, E.2022/83, K.2023/69, 5/4/2023, § 19). Paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi edecek mekanizmaların geliştirilmesi paranın değerini sürekli olarak kaybettiği enflasyonist dönemlerde ayrı bir önem kazanır; zira hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın satın alma gücü, dönem sonunda enflasyon oranında azalmış olacaktır.
25.Faiz ekonomik açıdan paranın fiyatıdır. Herhangi bir kimse kendisine ait olmayan bir parayı -hangi isim altında olursa olsun- belli bir süre kullandığında paranın asıl sahibine ilke olarak faiz ödemekle yükümlüdür. Paranın likidite özelliği onunla her an, her türlü üretim faktörünün, mal ve hizmetinin satın alınabilmesine imkân tanır. Parayı elinde bulunduran kimse bugünkü ihtiyaçlarını karşılayabildiği gibi piyasanın yarına yönelik imkânlarından da yararlanabilir. Elindeki parayı başkasına veren veya kendine belli bir tarihte ödenmesi gereken bir miktar para alacağı olduğu hâlde alacağı ödenmeyen kimse ise bu imkânlardan yararlanamaz (AYM, E.1988/7, K.1988/27, 27/9/1988).
26.Bu itibarla hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın değerinde oluşacak aşınma borçlu aleyhine faize hükmedilmek suretiyle kısmen veya tamamen giderilebilir. Ödenen tazminat veya diğer alacak tutarlarının enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi, diğer bir ifadeyle alacağa hak kazanıldığı tarih ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/87, 19/12/2013, § 42). Bu durumda dönem sonunda paranın asıl sahibine faiz ödenmesi yoluyla sadece belli bir dönem için yapılan fedakârlığın karşılığı değil aynı zamanda söz konusu dönemde paranın satın alma gücündeki kaybı da karşılanabilecektir.
27.Öte yandan enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının anapara ve temerrüt faizi için belirlenen kanuni faiz oranlarının çok üstünde gerçekleşmesi; bu durumdan borçlunun yararlanması, alacaklının ise zarara uğraması sonucunu doğurmaktadır. Zira yüksek enflasyonist ortamlarda parayı elinde bulundurmanın ve çeşitli yollarla değerlendirmenin getirisi para borcunun ödenmesi sırasında ödenecek kanuni faiz oranının çok üzerinde olacağından borçlu borcunu süresinde ödemekten kaçınabilecektir. Para borcunun belirtilen sebeplerle geç ödenmesi alacaklının yoksun kaldığı paranın ödendiği tarihe kadar geçen sürede enflasyon etkisiyle makul olanın ötesinde bir ekonomik kayıp yaşamasına neden olacaktır. Bu durumda ise kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır (benzer değerlendirmeler için bkz. AYM, E. 1997/34, K.1998/79, 15/12/1998).
28.Anayasa Mahkemesinin gerek norm denetimi kapsamında gerekse bireysel başvuru kapsamında verdiği çeşitli kararlarında da alacakların mülkiyet hakkı kapsamında olduğu, alacakların geç ödenmesi hâlinde enflasyon oranları altında olmayan bir faiz ödenmesinin bireyin hakları ve kamu düzeni bakımından önem taşıdığı belirtilmiştir (AYM, E.1997/34, K.1998/79, 15/12/1998; E.2022/83, K.2023/69, 5/4/2023, § 21; Mehmet Akdoğan ve diğerleri [1. B.], B. No: 2013/87, 19/12/2013, § 52; Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş. [2. B.], B.No: 2013/28, 25/2/2015, § 46; Abdulhalim Bozboğa [1. B.], B. No: 2013/6880, 23/3/2016, § 58; Ferda Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, § 29).
29.Dolayısıyla hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla paranın asıl sahibine faiz uygulanmak suretiyle ödenmesinin öngörüldüğü durumlarda asıl alacağa uygulanacak faiz oranının veya faiz oranının belirlenmesi amacıyla oluşturulan mekanizmaların paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi edecek nitelikte olması ve bu suretle para alacağının enflasyon etkisiyle yitirilen değerinin belli ölçüde de olsa karşılanmasını sağlayacak güvencelerin bulunması gerekmektedir. Zira belirli bir süre yoksun kalınan paranın geri ödenmesi sırasında uygun ve adil bir giderimden söz edilebilmesi için para alacağı değer kaybına uğratılmadan ödenmelidir.
30.Bu bağlamda kuralın birinci fıkrasında kanuni faiz ödenmesi gereken hâllerde bu ödemenin yıllık yüzde on iki oranı üzerinden yapılacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda hak edildiği hâlde alınamayan bir miktar paranın ödeneceği tarihe kadar geçen sürede hak sahibinin enflasyon etkisiyle makul olanın ötesinde bir ekonomik kaybının oluşabileceği açıktır. Bunun yanı sıra kuralın ikinci fıkrasında Cumhurbaşkanına kanuni faiz oranını artırma yetkisi tanınmış ise de söz konusu yetkinin kanuni faiz oranını bir katına kadar artırmaktan ibaret olduğu, bu durumda kuralda belirlenen kanuni faiz oranının Cumhurbaşkanı tarafından en fazla yıllık yüzde yirmi dört oranına çıkarılabileceği anlaşılmaktadır.
31.Bu durumda kuralla borcun geç ödenmesi nedeniyle belli bir oranda faiz ödenmesi öngörülmekle birlikte paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi etmek amacıyla enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğramadan ödenmesini sağlayacak mekanizmaların öngörülmediği, hukuk sisteminde alacağın enflasyon karşısında değer kaybının önlenmesi için etkili bir hukuk yolunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
32.Bu itibarla kural, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile baÄŸlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili baÅŸvuru hakkına aykırılık oluÅŸturmaktadır.
33.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Bu bağlamda itiraz konusu kural sözleşmeden kaynaklanan borç ilişkilerinin yanı sıra haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme gibi sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bakılmakta olan davanın konusu gözetildiğinde kuralın esasına ilişkin incelemenin sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden yapılması gerekir.
Gerekçeleriyle kanuni faizi düzenleyen 1. maddenin “sözleÅŸmeden kaynaklanmayan borç iliÅŸkileri yönünden” yasal faiz iptal ine karar verilmiÅŸtir.
YASAL FAİZİN İPTALİ KARARI NE ZAMAN YÜRÜRLÜĞE GİRECEK?
Anayasa Mahkemesi kararında; 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinin sözleÅŸmeden kaynaklanmayan borç iliÅŸkileri yönünden iptali nedeniyle doÄŸacak hukuksal boÅŸluk, kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereÄŸince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından baÅŸlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Sonuç olarak iptali yürürlüğe giriÅŸ tarihi; 01.08.2026 ‘dır.
YASAL FAİZ NE KADAR?
31.12.2005-01.06.2024 Tarihleri Arasında %9
01.06.2024 – Halen %24
Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte;
01.08.2026 sonrası;
Sözleşmeye dayanan alacaklarda %24 yasal faiz ,
Sözleşme dışı alacaklar yönünden yasal faiz yürürlükte olmayacaktır. Bu konuda yasal boşluk oluşacak olup bu boşluğun kanun koyucu tarafından düzenlenmesi gerekmektedir.
YASAL FAİZİN ENFLASYONUN ÇOK ALTINDA KALMASI SORUNU
Ülkemizde 2019 sonrasında yaşanan yüksek enflasyona rağmen yasal faizin uzun süre %9 (sonrasında %24) olarak sabit ve düşük tutulmuştur. Asıl alacağın durumunda oluşan temerrüt zararını karşılanamamış; alacağını süresinde alamayan alacaklılar ağır zararlara uğramıştır.
Enflasyon Oranları (TEFE – ÜFE – TÜFE Oranları)
| Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) | Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) | ||
| 2024 Yıllık | %28,52 | 2024 Yıllık | %44,38 |
| 2023 Yıllık | %44,22 | 2023 Yıllık | %64,77 |
| 2022 Yıllık | %97,72 | 2022 Yıllık | %64,27 |
| 2021 Yıllık | %79,89 | 2021 Yıllık | %36,08 |
| 2020 Yıllık | %25,15 | 2020 Yıllık | %14,60 |
| 2019 Yıllık | %7,36 | 2019 Yıllık | %11,84 |
| 2018 Yıllık | %33,64 | 2018 Yıllık | %20,30 |
| 2017 Yıllık | %15,47 | 2017 Yıllık | %11,92 |
| 2016 Yıllık | %9,94 | 2016 Yıllık | %8,53 |
| 2015 Yıllık | %5,71 | 2015 Yıllık | %8,81 |
| 2014 Yıllık | %6,36 | 2014 Yıllık | %8,17 |
| 2013 Yıllık | %6,97 | 2013 Yıllık | %7,40 |
| 2012 Yıllık* | %2,45 | 2012 Yıllık* | %6,16 |
| 2011 Yıllık | %13,33 | 2011 Yıllık | %10,45 |
| 2010 Yıllık | %8, 87 | 2010 Yıllık | %6,40 |
| 2009 Yıllık | %5, 93 | 2009 Yıllık | % 6,53 |
| 2008 Yıllık | %8,11 | 2008 Yıllık | %10,06 |
| 2007 Yıllık | %5, 94 | 2007 Yıllık | %8,39 |
| 2006 Yıllık | %11,58 | 2006 Yıllık | % 9,65 |
| 2005 Yıllık | % 2,66 | 2005 Yıllık | % 7,72 |
Yeniden Değerleme Oranı
Örnek olarak; Devletin harç, resim, ceza vs. alacaklarına yıllık olarak uyguladığı zam miktarını belirleyen “Yeniden DeÄŸerleme Oranı” Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verileri esas alınarak hesaplanır. Kasım ayında ilan edilir ve içinde bulunulan yılın Ekim ayı sonuna kadarki 12 aylık Yİ-ÜFE artış oranı baz alınarak belirlenir. Yıllara göre yeniden deÄŸerleme oranı;
| YILLAR | BELİRLENEN ORAN | UYGULANACAĞI YIL |
|---|---|---|
| 2025 | 25,49% | 43,93% |
| 2024 | 43,93% | 58,46% |
| 2023 | 58,46% | 122,93% |
| 2022 | 122,93% | 36,20% |
| 2021 | 36,20% | 9,11% |
| 2020 | 9,11% | 22,58% |
| 2019 | 22,58% | 23,73% |
| 2018 | 23,73% | 14,47% |
| 2017 | 14,47% | 3,83% |
| 2016 | 3,83% | 5,58% |
| 2015 | 5,58% | 10,11% |
Görüldüğü üzere yasal faiz gerçek enflasyon zararının karşılamaktan çok uzaktır.
Alacağın Enflasyon Karşısında Değer Kaybına Uğramasından Kaynaklanan Zararın Tazmin Edilmediği İddiasıyla Yapılan Başvuruya İlişkin Karar (Pilot Karar)
Anayasa Mahkemesi (BaÅŸvuru No: 2024/41763) kararında Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile baÄŸlantılı olarak Anayasa’nın 40. maddesinde düzenlenen etkili baÅŸvuru hakkının ihlal edildiÄŸine karar vermiÅŸtir.
Olaylar
BaÅŸvurucu, konut finansman kredisinden kaynaklanan uyuÅŸmazlık nedeniyle özel bir banka aleyhine 9/11/2010 tarihinde icra müdürlüğünde 48.854 TL asıl alacak üzerinden icra takibi baÅŸlatmıştır. İcra takibine banka tarafından itiraz edilmiÅŸ ve icra takibi durmuÅŸtur. BaÅŸvurucu, itirazın iptali davası açmış; yargılama sonunda borçlunun itirazının iptaline, takibin asıl alacak üzerinden ve asıl alacaÄŸa takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar iÅŸleyecek yıllık %9 temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiÅŸtir. Ayrıca kararda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak tutarının %20’si oranında takdir edilen 9.770,80 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak baÅŸvurucuya verilmesine, fazlaya iliÅŸkin 738 TL’lik talebin reddine hükmedilmiÅŸtir. Bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek 1/7/2020 tarihinde kesinleÅŸmiÅŸtir. Karar sonrası borçlu tarafından 2/7/2020 tarihinde toplam 119.114,76 TL yatırılmış ve borç ödenmiÅŸtir.
Borcun ödenmesini müteakip baÅŸvurucu, yaklaşık on yıllık sürede ödenen yasal faizin alacağının enflasyon karşısında uÄŸradığı deÄŸer kaybını karşılamadığını belirterek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi uyarınca munzam zararına karşılık fazlaya iliÅŸkin hak ve alacak talebi saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL’nin 2/7/2020 tarihinden itibaren iÅŸletilecek faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Tüketici mahkemesi davayı reddetmiÅŸ, istinaf ve temyiz aÅŸamalarının ardından ret kararı kesinleÅŸmiÅŸtir.
İddialar
Başvurucu, özel hukuk kişisi ile arasındaki borç ilişkisinden doğan alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğramasından kaynaklı zararının tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Mahkemenin DeÄŸerlendirmesi
Anayasa’nın 35. ve 40. maddeleri, devlete özel hukuk kişileri arasındaki alacakların enflasyon karşısında uğrayacağı önemli ölçüdeki değer kayıplarını giderecek hukuki altyapı ve mekanizmaları oluşturma sorumluluğu yüklemektedir. Bu kapsamda devlet, özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların menfaatleri arasındaki adil dengenin sağlanmasına yönelik tedbirleri almakla mükelleftir.
Alacaklının alacağını geç tahsil etmesi halinde, enflasyon karşısında meydana gelen değer kaybının giderilmemesi, alacağına gerçek değeriyle ulaşmasını engellemekte; borçlunun ise borcunu gerçek değerinin altında ödemesine yol açmaktadır. Bu durum, taraflar arasındaki adil dengeyi alacaklı aleyhine bozmakta ve alacaklıya ölçüsüz bir külfet yüklemektedir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İliÅŸkin Kanun ile alacakların enflasyon etkisiyle uÄŸradığı deÄŸer kaybının telafisi ve tazmini için bir hukuk yolu oluÅŸturulmuÅŸtur. Anılan Kanun’un genel gerekçesi incelendiÄŸinde; borçlunun borcunu zamanında ödememesinden kazançlı çıktığı, dava ve icra yoluna baÅŸvurulmadan ödemede genellikle bulunulmadığı zira dava ve takip sırasında geçecek her sürenin borçlunun lehine çalıştığı, belirtilen durumun dava ve icra takiplerini artırdığı belirtilmiÅŸtir. Ayrıca gerekçede borçluların sadece haklarında dava açılmasına ve icra takibinde bulunulmasına sebebiyet vermekle kalmayıp bunların uzaması için her türlü yola baÅŸvurduÄŸuna deÄŸinilerek tasarının kötü niyetli kiÅŸilerin bu davranışlarının önüne geçilmesi, kanuni faiz ve temerrüt faizinin günün koÅŸullarına uydurulması için düzenlendiÄŸi ifade edilmiÅŸtir. Dolayısıyla kanun koyucunun iradesinin enflasyonun neden olduÄŸu sorunları ortadan kaldırmak olduÄŸu açıktır. Ancak Kanun’un 1. maddesine göre kanuni faiz yüzde yirmi dördü aÅŸamamaktadır. Dolayısıyla anılan düzenlemeler ile farklı hukuki konular için bir kısım oranların tespit edildiÄŸi anlaşılmakla birlikte, bu düzenlemelerin enflasyon oranları ile baÄŸlantısının kurulmadığı görülmektedir. Bir baÅŸka deyiÅŸle enflasyon karşısında alacakların deÄŸer kaybının önlenmesi maksadıyla düzenlenen 3095 sayılı Kanun’da yer verilen faize iliÅŸkin hükümlerin teorik düzeyde dahi deÄŸer kaybının önlenmesine iliÅŸkin baÅŸarı ÅŸansı sunma kapasitesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
3095 sayılı Kanun ile öngörülen hukuk yolunun somut olaya etkisine iliÅŸkin yıllık faiz oranları ve enflasyon verileri incelenmiÅŸ ve baÅŸvuruya konu uyuÅŸmazlıkla ilgili olarak 3095 sayılı Kanun’da belirlenen faiz oranlarının enflasyon oranlarının altında kaldığı görülmüştür. Bu nedenle baÅŸvurucunun -borçlunun borcunu zamanında ödememesinden kaynaklı olarak geç kavuÅŸtuÄŸu- alacağının enflasyon karşısında deÄŸer kaybına uÄŸradığı açıktır.
Konusu bakımından somut olaydaki ile benzer nitelikler taşıyan bazı uyuÅŸmazlıklarda faizi aÅŸan zararlar, 818 sayılı mülga Kanun’un 105. ve 6098 sayılı sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi uyarınca munzam zarar davası yoluyla giderilmeye çalışılmıştır. 1980’li yıllardan bu zamana kadar bazı yargı kararlarında enflasyon olgusunun zararın ispatı için yeterli görülerek bu davaların kabul edildiÄŸi ancak bazı kararlarda ise munzam zarar talebinin enflasyon etkisi dışında somut bir zarara iliÅŸkin olması gerektiÄŸi gerekçesiyle reddedildiÄŸi görülmektedir.
Dolayısıyla 818 sayılı mülga Kanun’un 105. ve 6098 sayılı Kanun’un 122. maddeleri kapsamında munzam zarar davasının alacakların enflasyon karşısında deÄŸer kaybının tazmin edilmesini güvence altına almadığı ve bu yöndeki içtihadın etkili bir hukuk yolunun bulunduÄŸu yönünde geliÅŸme göstermediÄŸi görülmüştür. Bu nedenle alacağın enflasyon nedeniyle uÄŸradığı deÄŸer kaybının tazmin edilmesi açısından 818 sayılı mülga Kanun’un 105. ve 6098 sayılı Kanun’un 122. maddeleri kapsamında munzam zarar davasının da teorik düzeyde baÅŸarı ÅŸansı sunma kapasitesinin bulunmadığı deÄŸerlendirilmiÅŸtir.
Sonuç olarak hukuk sisteminde başvurucunun alacağının enflasyon karşısında uğradığı değer kaybının tazmin edilmesini sağlayacak etkili bir hukuk yolunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve pilot karar usulünün uygulanmasına karar vermiştir.
ESKİŞEHİR ALACAK DAVASI AVUKATI
EskiÅŸehir’de Tazminat Davalarında, SözleÅŸmeye dayanan Alacak Davalarında, İcra Takiplerinde temerrüt faizinin nasıl uygulanacağına dair detaylı bilgi için hukuk büromuz ile irtibata geçerek randevu oluÅŸturabilirsiniz.


