Miras bırakan kişinin, bazı yasal mirasçılarını miras hakkından mahrum bırakmak veya mirastan mal kaçırmak için yaptığı gizli bir devir işlemidir. Bu durumda miras bırakan kişi;
- Taşınmazını aslında başka bir mirasçıya bedelsiz olarak bağışlar,
- Ancak yasal olarak dikkat çekmemek ve hakkı yenen mirasçıların itirazını engellemek için bu işlemi tapuda bir satış işlemi gibi gösterir.
Kelime anlamı itibariyle ;
- Muris : Miras bırakan kişiyi
- Muvazaa : Sözleşmede tarafların, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla asıl iradelerine aykırı olan anlaşmayı ifade etmektedir.
- Muris Muvazaası ise: miras bırakanın tapuda satış olarak devrin bir karşılığı varmış gibi göstermesine rağmen gerçek amacın bağış olup devrin karşılıksız olması durumudur.
Muris muvazasını varlığı halinde; mirasçı ihlal edilen yasal miras payı oranındaki taşınmaz hissesinin tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini yada zararının tazminini isteyebilmektedir.
Bu davayı yasal miras hakkı olan tüm mirasçılar tek başına yada birlikte açabilir.

Mirastan mal kaçırma – Muris Muvazası konusundaki bu yazı genel bilgilendirme amacıyla yazılmış olup hukuki tavsiye niteliğinde değildir. Miras konusunda hak kaybı yaşamamak adına miras hukuku konusunda alanında uzman Eskişehir Miras Avukatı’ndan hukuki yardım ve profesyonel hizmet almanız tavsiye edilir.
Miras hukuku ile ilgili sorununuz için lütfen formu doldurun, size en kısa sürede dönüş yapalım.
MİRASTAN MAL KAÇIRMA SEBEPLERİ
- Belirli bir mirasçıyı özellikle dışlama / cezalandırma isteği: Küslük, aile içi çatışma, kız çocuğuna miras bırakmak istememe vs. gibi gerekçelerle bir mirasçıyı paydan mahrum bırakmak.
- İkinci eş ile ilk evlilik çocukları gerilimi: Murisin, yeni eşini veya yeni eşten olan çocuklarını korumak için ilk evlilikten çocuklardan mal kaçırması (ya da tam tersi).
- Belirli mirasçıları kayırma amacı: Bana baktı, benimle ilgilendi, benimle yaşadı gibi gerekçelerle bir mirasçıyı kayırıp diğer mirasçılara pay vermemek gibi
- Bakım hizmet ilişkisini bahane etme: Murisin bana baktı, o yüzden verdim söylemiyle satış gibi gösterip gerçekte bağış yapması (muvazaa bakımından çok tipik bir senaryo).
- Mirası paylaştırma (Adil olmayan ve tüm mirasçıları kapsamayan şekilde):
- Aile malvarlığını dışarıya kaptırmama saiki: Özellikle bir mirasçının eşinden boşanma, damat/gelin etkisi, borçlanma, savurganlık gibi gerekçelerle o tarafa gitmesin düşüncesiyle kaçırma.
- Tapuda satış gösterme refleksi: Vergi/harç kaygısı veya bağış (ivazsız işlem) vergisi düşüncesiyle işlemi satış yada ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterme fakat gerçek irade bağış olunca muris muvazaası gündeme gelmektedir.
- Mirasçı sayısını/çıkarını azaltma amacı: Evlatlık, tanıma, soybağı ihtilafı, mirasçılık tartışması beklenen kişiler varken malı hızlıca elden çıkarma.
Örnek olarak, bir baba üzerine kayıtlı evi, arsayı, tarlayı kızına miras bırakmamak amacıyla oğluna bir devir bedeli almadan tapuda satış göstermek suretiyle bağışlar ise muris muvazaasının varlığı kabul edilmektedir. Bu ilişki sadece baba ve çocuklar açısından değil her türlü miras ilişkisine uygulanabilmekedir.
MİRASTAN MAL KAÇIRMA – MURİS MUVAZAASI NEDİR? ŞARTLARI NELERDİR?
Mirasbırakan kendi üzerine kayıtlı taşınmazları (ev, arsa, tarla vs.) , vefatından önce, sırf bazı mirasçılara miras bırakmamak, mirastan mal kaçırmak ve mirasçıları aldatmak kastıyla hareket etmelidir.
Miras bırakan bu taşınmazları aslen karşılıksız olarak devretmektedir. Gerçek amacı bağıştır. Lakin tapuda satış olarak göstermek suretiyle devretmektedir. Genellikle daha az harç ödemek amacıyla devir bedelleri düşük gösterilmektedir. Burada sayılan halde muris muvazaasının (mirastan mal kaçırma) varlığından söz edebiliriz.
Muris muvazaasının 4 temel unsuru bulunmaktadır.
- Görünüşteki İşlem : Satış Sözleşmesi
- Mirasbırakan vefatından önce taşınmazları tapuda satış göstermek suretiyle devretmektedir.
- Gizli işlem: Bağış Sözleşmesi
- Miras bırakan satış göstermişse de; gerçekte bu taşınmazları satış bedelini almamış ve aslında taşınmazları karşılıksız devretmiştir.
- Muvazaa Sözleşmesi:
- Devri yapan miras bırakan ve devir alan mirasçı arasında iradeleri gizlemeye yönelik anlaşma
- Mirasçıları aldatma kastı
- Miras bırakanın işlemi yapmaktaki kastının, mirastan mal kaçırma, bazı mirasçıları miras dışında bırakma , mirasını bazı amaçlarla belirli mirasçılarına bırakma (babanın erkek çocuklara mal verip kız çocuklara vermemesi, bazı çocuklarını kayırması, ikinci eş vs.)
MİRASTAN MAL KAÇIRMA – MURİS MUVAZAASI DAVASINDA İSPAT
Satış bedelinin gerçekte ödenip ödenmediği
Muvazaalı devirde en önemli konularda biri satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği, devrin karşılıksız yapılıp yapılmadığı, gizlenen amacın bağış olup olmadığıdır.
Yargıtay 1. HD., E. 2013/783 K. 2013/2202 T. 19.02.2013 kararında
Somut olaya yukarıdaki ilkeler uyarınca bakıldığında, taşınmazın çıplak mülkiyetinin satın alınması hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi, taşınmazı satan kimsenin edindiği para ile kredi kartı borçlarını, varsa başka borçlarını ödememiş olması, temlikten kısa bir süre sonrası ihtiyaç kredisi alması ve ardından ölmesine rağmen terekeden para çıkmaması hususları değerlendirildiğinde, temlikin bedelsiz, mirasçılardan mal kaçırma ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır. Akitte gösterilen bedel ile saptanan gerçek bedel arasındaki aşırı oransızlık muvazaayı kanıtlayan diğer bir olgudur.
Yargıtay 1. HD., E. 2014/20585 K. 2017/2985 T. 30.5.2017 kararında;
Şöyle ki, davalı …’in ibraz ettiği F1 Bankası dekontuna ilişkin dava dışı … …’ın banka hesap kayıtlarının celp edilerek anılan bedelin yatırılıp yatırılmadığı ve yatırılmış ise daha sonra çekilip çekilmediğinin
araştırılmadığı, satış bedelinin dava dışı … …’ın hesabına girdi – çıktı yapılıp yapılmadığı hususunun irdelenmediği, öte yandan çekişmeli taşınmazların devredilmesine karşın zilyetliğinin devredilip devredilmediğinin tespit edilmediği, davalı … tarafından bildirilen tanık … …’in dinlenilmediği, ayrıca davalı … tarafından dayanılan … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1994/645 E 1995/266 K sayılı dava dosyasının celp edilerek incelenmeden ve davalıların tüm delilleri toplanmadan sonuca gidildiği tespit edilmiştir.Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan eksiklikler giderildikten sonra davalı …’in savunmasının doğru olup olmadığı hususu üzerinde durulması, davalı … ile muris, davalı … ve dava dışı … arasında herhangi bir
ilişkinin bulunup bulunmadığının saptanmaya çalışılması, deliller eksiksiz bir biçimde toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi
doğru değildir. Kabule göre de; mirasbırakanın oğlu davalı …’in muvazaalı işlemler silsilesinde yer aldığı ve dava kabul edildiğine göre vekalet ücreti ile yargılama giderlerinden diğer davalı ile birlikte sorumlu olacağı
gözetilmeksizin sadece davalı …’in sorumlu tutulması da isabetsizdir.
Miras bırakan açısından satışın makul bir ekonomik nedeni olup olmadığı
Miras bırakanın vefatından önce paraya ihtiyacı var mıydı? Geliri var mıydı? Borcu var mıydı? İhtiyacı varsa da bir taşınmazı satmak yerine birden fazla taşınmazını yada tüm mal varlığını devretmesi durumu var mı? Bu ve bunun gibi sorular bize miras bırakanın devir amacını ortaya koymamızda yardımcı olmaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/18493 K. 2017/1683 T. 4.4.2017 kararında
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, taşınmazların akit bedelleri ile gerçek değerleri arasındaki bariz farkın keşfen saptandığı; murisin emekli maaşı aldığı ve … güvencesi olduğu, F1 Bankası … şubesinde
vadesiz mevduat hesaplarının bulunduğu; taşınmazlarını ölümünden 12-16 gün önce satmasını haklı ve makul gösterecek somut bir nedenin varlığının da kanıtlanamadığı; bunun yanında, davalının savunmasında belirttiği hususların da soyut beyanlardan öteye geçemeyip somut ve hukuka uygun delillerle desteklenemediği anlaşılmaktadır.Yukarıda değinilen olgular, açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu taşınmazların davacılardan mal kaçırmak amacıyla emanetçi konumundaki davalı …’a muvazaalı biçimde temlik edildiği
sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/20689 K. 2017/2880 T. 24.5.2017 kararında;
Somut olaya gelince; mirasbırakanın kardeşi olan tanık Havva’nın beyanlarından, …’ın hasta olduğu, ölümünden iki gün önce yaptığı görüşmede “dava konusu evi … ’a verdiğini, evin karşılında … ’dan herhangi
bir para almadığını, … ’ın kendisine bakmadığını, kovaladığını, ölmezzse evi geri alacağını söylediğini” beyan ettiği, zabıta araştırmasında mirasbırakanın tek başına yaşadığı, oturduğu evi dışında başkaca malvarlığı
bulunmadığı, bir işte çalışmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu yazı cevabında, mirasbırakanın 01.04.2000 yılından itibaren ölümüne kadar yaşlılık aylığı aldığı, Kaymakamlık yazısında ise 30.03.2000 tarihinden sonra
muhtaç aylığı aldığı, her ne kadar davalının alım gücü bulundu dosya kapsamıyla anlaşılmakta ise de mirasbırakanın davalı … dışında geride başka çocuklarının da bulunduğu ve temlike konu edilen taşınmazın
mirasbırakanın tek malvarlığı olup, bir kimsenin ikamet ettiği ve tüm malvarlığını teşkil eden taşınmazını elden çıkarmasının hayatın olağan akışına uygun düştüğünü söyleyebilme olanağı yoktur.Açıklanan somut bulgular ve olgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakanın taşınmazı temlikteki gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul
edilmelidir. Öte yandan; davalı … 09.04.2013 tarihli cevap dilekçesine, davaya konu taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığını, kendisine yapılan herhangi bir temlik olmadığını, davacıların kendilerini davalı olarak gösterilmesinin yersiz olduğunu, muris muvazaası bulunması halinde dahi üzerine intikal edecek payın diğer davalı üzerinde bırakılmasını belirttiği, bu davalı yönünden herhangi bir temlik bulunmadığından husumetten ret kararı verilmesi gerektiği açıktır.
Miras bırakanın mirası paylaştırma kastının bulunup bulunmadığı
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi , E. 2013/388 K. 2013/1569 T. 8.2.2013 kararında;
Somut olayda, murisin, dava dışı mirasçıları da dahil olmak üzere tüm mirasçılarına sağlığında mal ya da başka bir hak kazandırıp kazandırmadığı, kazandırmış ise bu kazandırmalarda hak dengesini gözetip gözetmediği yeterince araştırılmamış; davacıya verdiği savunulan bir kısım taşınmazların kayıtları da dosyaya getirtilmemiştir.
Hal böyle olunca, öncelikle davacının diğer kardeşleri aleyhine aynı nedenle açtığı davaların eldeki dava ile birleştirilmesi; ondan sonra, muris tarafından sağlığında tüm mirasçılarına kazandırılan taşınır ve taşınmaz
mallar ile hakların araştırılması, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi, her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişilerden rapor
alınması, gerektiğinde dava dışı mirasçıların da tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması, böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Devre konu malvarlığının mirasın ne kadarlık kısmını oluşturduğu yada malvarlığının büyük kısmını tek işlemle devredip devretmediği,
Yargıtay 1. HD., E. 2015/3072 K. 2017/5593 T. 19.10.2017 kararında;
Somut olayda; mirasbırakan aynı akitle çekişme konusu taşınmaz dışındaki dört parça taşınmazdaki paylarını da temlik etmiş, mirasbırakan üzerinde hiç taşınmaz kalmamıştır. Öte yandan her ne kadar satıştan
bir gün sonra davalı mirasbırakanın hesabına para yatırmışsa da bu para mirasbırakan tarafından oğlu K3’un hesabına aktarılmıştır. Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mirasbırakanın kızlarından mal
kaçırmak ve oğlu K3 ‘a mal etmek amacıyla K3 ‘un kayınbiraderine satış sureti ile temlikler yaptığı ve bu temliklerin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.Hâl böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimdehüküm kurulması doğru değildir.
Ayrıca muvazaanın varlığının ispatında;
- Satış bedeli karşılığında para haricinde bakım yada emek olup olmadığı,
- Taşınmazın satılmasına rağmen mirasbırakanın fiili hakimiyetinde olup olmadığı,
- Kazandırmanın Mehir yada Çeyiz olup olmaması
- Alıcı ile muris arasındaki yakınlık,
- Muris ile diğer mirasçıların ilişkisi,
- Muris ile mirasçılar arasındaki akrabalık derecesi
- Murisin vefatından önce taşınmazı satmasını gerektirir bir nedeni olup olmadığı
- Devir alan mirasçının bu taşınmazı alabilecek ekonomik durumunun olup olmadığı,
- Taşınmazın tapuda gösterilen değerinin gerçek değerinin çok altında olması gibi emarelerle birlikte değerlendirir.
MİRASTAN MAL KAÇIRMA – MURİS MUVAZAASINA BENZEYEN DURUMLAR VE DAVALAR
Ehliyetsizlik, Akıl Sağlığının yerinde olmaması , Yaşlılık , Bunama vs. durumlarında yapılan devirler
Miras bırakan kişi, vefatından önce yaşlılığı yada başka durumlar sebebiyle yaptığı hukuki işlemin (satış, devir vs.) hukuki anlam ve sonuçlarını anlayamayacak durumda olabilir. Bu durum mirastan mal kaçırma (muris muvazaası) durumunda farklıdır.
Mirastan mal kaçıran miras bırakan , muvazaalı devir işlemininin ne olduğunu bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Mirastan mal kaçırma miras bırakanın istek ve iradesi ile yapılmaktadır.
Ehliyetsizlik sebebiyle tapu iptal tescil davalarında; devir miras bırakanın istek ve iradesi dışında gerçekleşmiştir. Çünkü devri yaptığı sırada akıl sağlığının yerinde olmaması, yaşlılığı, bunaması vs. gibi bir durum sebebiyle yaptığı işlemin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda değildir.
Tapuda yada noterde devir/satış işlemleri öncesinde sağlık raporu alınmış olup olmaması önemlidir. Ehliyetsizlik iddiası raporun olup olmamasına göre farklı usulde ileri sürülmek zorundadır.
İrade Bozukluğu, Hata , Hile , Tehdit sebebiyle yapılan devirler
Miras bırakanın vefatından önce yaptığı devirlerin hata , hile veya tehdit sebebiyle yapıldığı iddiası İrade Bozukluğu Sebebiyle Tapu İptal Tescil davasının konusu olup Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası) ndan farklıdır. Muris muvazaasında miras bırakanın iradesini sakatlayan hata , hile , tehdit gibi bir durum söz konusu olmayıp devir doğrudan miras bırakan tarafından istenmektedir.
Vekaletin Kötüye Kullanılması sebebiyle yapılan devirler
Miras bırakan vefatından önce bir kişiye vekalet vermiş ve devir işlemlerini atanan bu vekil tarafından vekaletname ile yapılmış olabilir. Vekaletnamenin kötüye kullanılması durumunda yapılan devirler hakkında vekaletin kötüye kullanılmasına dair Borçlar Kanunu Temsil hükümleri uygulanmaktadır.
İnanç Sözleşmesi sebebiyle yapılan devirler
Miras bırakan taşınmazı daha sonrasında kendisine iade edilmek amacıyla ve inancıyla bir kişiye (mirasçı yada başka biri) devretmiş olabilir. Bu durumda inanç sözleşmesine aykırılık sebebiyle tapu iptal tescil davası açılması gerekmekte olup bu dava mirastan mal kaçırma – muris muvazaasından farklıdır.
MİRASTAN MAL KAÇIRMA – MURİS MUVAZAASINA KONU OLMAYAN İŞLEMLER – İSTİSNALAR
Miras Paylaştırma Amacıyla Yapılan Devirler
Mirasbırakanın vefatından önce hakkaniyeti gözeterek ve tüm mirasçıları kapsar şekilde miras paylaştırma amacıyla yaptığı devirler muris muvazaası olarak nitelendirilmemektedir. Lakin mirasçılardan birinin/bir kaçının bu paylaştırma dışında bırakılması yada paylaştırmanın açıkça orantısız ve hakkaniyete aykırı olması halinde muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası söz konusu olabilmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ., E. 2013/388 K. 2013/1569 T. 8.2.2013 kararında;
Öte yandan, murisin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmış olması halinde mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden, olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur. Somut olayda, murisin, dava dışı mirasçıları da dahil olmak üzere tüm mirasçılarına sağlığında mal ya da başka bir hak kazandırıp kazandırmadığı, kazandırmış ise bu kazandırmalarda hak dengesini gözetip gözetmediği yeterince araştırılmamış; davacıya verdiği savunulan bir kısım taşınmazların kayıtları da dosyaya getirtilmemiştir.
Hal böyle olunca, öncelikle davacının diğer kardeşleri aleyhine aynı nedenle açtığı davaların eldeki dava ile birleştirilmesi; ondan sonra, muris tarafından sağlığında tüm mirasçılarına kazandırılan taşınır ve taşınmaz
mallar ile hakların araştırılması, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi, her bir mirasçıya nakledilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişilerden rapor
alınması, gerektiğinde dava dışı mirasçıların da tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulması, böylece yukarda değinilen anlamda bir paylaştırma kastının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Taşınmaz dışındaki mal varlığının devri
Muris Muvazası davası yalnızca taşınmazlar hakkında açılabilmekte olup taşınmaz dışındaki araç, şirket hissesidiğer mal varlığı için farklı sebepler yada hukuki başvurular yapılabilmektedir.
Tapusuz Taşınmazların Devri
Kadastro işlemi görmemiş ve Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların devri resmi şekilde (tapu yada noter)’de yapılmak zorunda olmadığından tapusuz taşınmazlar muris muvazaası – mirastan mal kaçırma davasının konusu olamamaktadır.
Çeyiz yada Mehir Karşılığı yapılan devirler
Muris muvazaasında, tapuda taşınmaz devrinin bir karşılığı varmış gibi gösterilse de; gerçekte devir karşılıksızdır. Taşınmazın devri tapuda satış gösterilmiş bile olsa; bu satışın karşılığı Çeyiz yada Mehir ise muris muvazaasından söz edilememektedir.
Vasiyetname ile yapılan mirasçılık işlemleri
Vasiyetname vefat ile birlikte sonuç doğuran bir miras işlemi olup, miras bırakanın sağlığında yaptığı devirlerden farklıdır. Muris muvazaası miras bırakanın sağlığında mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı bir işlemdir.
Vasiyetname sonucu, mirastan pay alamayan eş, çocuk, torun, anne , baba gibi sınırlı sayıdaki mirasçı miras payı oranında saklı payını vasiyet alacaklısından isteme hakkına sahiptir. Bu durumda muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davasından farklı olarak saklı pay, tenkis yada denkleştirme davaları koşulları var ise açılabilmektedir.
Bağışlama Yoluyla Yapılan Devirler
Miras bırakanın vefatından önce devirleri bağış yoluyla yapması halinde muris muvazaası söz konusu olmaz. Muris muvazaasında miras bırakan gerçek iradesi bağış olmasına rağmen satış (yada ölünceye kadar bakma sözleşmesi) göstermesi ve bu yolla 3. kişileri aldatmaya yönelik hareket etmesi gerekmektedir. Gerçek amacı bağış olup tapuda resmi devir işlemini de bağış sözleşmesi ile yapan kişinin muvazaalı işlem yaptığından bahsedilememektedir.
Yukarı belirtildiği gibi bağış sebebiyle saklı payları ihlal edilen eş, çocuk, torun, anne , baba gibi sınırlı sayıdaki mirasçı miras payı oranında saklı payını bağış alan kişiden isteme hakkına sahiptir. Bu durumda muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davasından farklı olarak saklı pay, tenkis yada denkleştirme davaları koşulları var ise açılabilmektedir.
Gizli Bağış Yoluyla Yapılan Devirler
Miras bırakan vefatından önce miras bırakana parasını ödemek suretiyle bir ev almış olabilir. Bu durumda taşınmaz devrinden değil gizli bağış (para bağışından) söz edilebilir. Parasını miras bırakanın ödediği taşınmaz hakkında Muris Muvazaası sebebiyle Tapu İptal ve Tescil davasının şartları oluşmamaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere bağışın ispatlanması halinde saklı payı ihlal edilen eş, çocuk, torun, anne, baba şartları var ise saklı pay, tenkis yada denkleştirme davaları açabilmektedir.
Şirket veya Kooperatif Ortaklık Payı Devri
Şirket veya Kooperatif ortaklığı sayesinde hak sahibi olunan bir taşınmazın, payın devri suretiyle devri de muris muvazaasına konu olmamaktadır. Şirket yada Kooperatif payı devrine dair hukuki işlemin usule ve hukuka uygun olup olmamasına göre farklı davalara konu olabilmektedir.
Noterde düzenlenen Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesine dayalı olarak mahkemece verilen tescil kararı sonucu devir
Mirasbırakan noterde taşınmazını satış vaadi vermiş ve vaad edilen kişi mahkemeye dava açarak taşınmaz satış vaadi sebebiyle tapu iptal tescil davasını kazanarak taşınmazı kendi üzerine devralmış ise; yine burada devir işlemi usulüne uygun ve muvazaalı olmadığından yine muris muvazaası sebebiyle tapu iptal tescil davasının şartları oluşmamaktadır.
Boşanma Davası sonucu (Anlaşmalı Boşanma Protokolüyle) yapılan devirler
Mirasbırakının, boşandığı eşine anlaşmalı boşanma protokolü ile mahkeme kararı sonucu taşınmazı devretmesi halinde bu devir muris muvazaasının konusunu oluşturmamaktadır.
İyiniyetli Üçüncü Kişilere Yapılan Devirler
Taşınmazı miras bırakandan miras kaçırma amacıyla muvazaalı olarak devralan kişi, bu taşınmazı iyi niyetli 3.kişiye devretmesi halinde iyiniyetli olan bu 3. kişiye karşı muris muvazaası davası şartları oluşmamaktadır.
TMK Madde 1023- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî
hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
Burada devir yapılan kişinin kötü niyetli olması, devrin muvazaalı olduğunu bilmesi yahut bilebilecek durumda olması halinde tapu iptal tescil kararı verilebilir.
3. Kişinin iyi niyetli olması ve tapu iptal tescil talebinin kabul edilmemesi halinde muvazaalı devralan kişiden tazminat istenebilmektedir.
Muris Muvazaası Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre
Muris muvazaası davasında, taşınmaz devrinin hukuka aykırı bir işleme dayanması sebebiye yolsuz bir tescil olduğu iddia edilmektedir. Yolsuz tescil mülkiyete dair iddiadır. Taşınmazın mülkiyetine dair haklar zamanaşımına ve hak düşürücü süreye tabi olmadığından Muris Muvazaası Davası da zaman aşımına yada hak düşürücü süreye tabi değildir. Bu davayı sadece mirasçılar değil, mirasçıların vefatı sonrası onların mirasçılarıda yıllar sonra açabilmektedir.
SIKÇA SORULAN SORULAR
MİRASTAN MAL KAÇIRILDIĞI NASIL ÖĞRENİLİR?
Mirasbırakan kişi (baba, dede, amca , eş vs.) vefat ettikten sonra mirasçılar veraset ilamı (mirasçılık belgesi) ile mirasbırakanın mal varlığını sorgulama hakkına sahiptir. Mirasbırakan adına kayıtlı mal varlığı (taşınmaz, araç, banka hesabı vs.) mirasçılara miras payları oranında paylaştırılır.
Lakin yaptığınız sorgulama sonucunda mirasbırakanın adına kayıtlı olduğunu bildiğiniz taşınmazı/larının halihazırda mevcut olmadığını, vefattan önce devredildiğini gördüğünüzde mirastan mal kaçırma ihtimali söz konusu olur.
Burada özel bir sorgulama yapılarak miras bırakanın vefatından önce yaptığı devirlerin (pasif kayıtların) öğrenilmesi ve bu devirlerin ne şekilde yapıldığının (satış , bağış, takas , ölünceye kadar bakma akdi vs.) ortaya konulması gerekmektedir. Bu bilgi tapu müdürlüğünden öğrenilebilmekte ise de; tüm kayıtların sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarılması ve hak kaybı yaşanmaması amacıyla sorgulamanın bir taşınmaz ve miras hukuku alanında çalışan bir avukat vasıtasıyla yapılması tavsiye edilmektedir.
MİRASTAN MAL KAÇIRILDI? NE YAPABİLİRİM?
Bir devrin muris muvazaası niteliğinde olup olmadığı ve mirastan mal kaçırmak amacıyla yapılıp yapılmadığının açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Usulüne uygun yapılmış yahut mirastan mal kaçırma amacı olmayan devirler muris muvazaası kapsamında olmayıp bu konuda iyi bir tetkik ve araştırma yapılması gerekmektedir.
Miras bırakan kişinin, babanız , dedeniz, eşiniz, amcanız, teyzeniz vs. herhangi birinin olması farketmemektedir. Miras hakkı bulunan herkes dava açma hakkına sahiptir.
Mirasçı, haksız devir alan diğer mirasçıya karşı; muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil davası veya tazminat davası açabilirler.
MİRASTAN MAL KAÇIRILMASI – MURİS MUVAZAASI HALİNDE NE TALEP EDEBİLİRİM?
- TAPU İPTAL TESCİL DAVASI
- Miras Payı oranında Devrin İptali
- Her bir mirasçı diğer mirasçılara bağlı olmaksızın, ilgili taşınmazın kendi miras payı oranında tapu kaydının iptalini ve bu miras payının kendi adına tapuda tescilini talep edebilmektedir.
- Devrin Tamamen İptali ile Taşınmazın Terekeye Dönmesi
- Tüm mirasçılar birlikte dava açması halinde yahut
- Dava açan mirasçıların terekeye (mirasa) temsilci atanmasını sağlamak suretiyle devrin tamamen iptali ve taşınmazın terekeye (mirasa) dönmesi talep edilebilir.
- Miras Payı oranında Devrin İptali
Örnek olarak bir babanın 4 çocuğu bulunmaktadır. Baba taşınmazı en küçük 4. kardeşe muvazaalı olarak devretmiştir. Bu durumda kardeşlerden biri sadece kendi miras payı oranında (1/4) kendi adına tescil edilmesini talep açabileceği gibi diğer kardeşlerin de onayını almak yahut terekeye temsilci atatmak suretiyle satışın tamamen iptalini talep edebilmektedir. Bu durumda taşınmaz üzerinde her bir kardeşin 1/4 olacak şekilde miras payı oluşmaktadır.
MURİS MUVAZAASI DAVASI NEREDE AÇILIR?
Muris muvazaası davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkemesi ise taşınmazın yada taşınmazların bulunduğu yer Asliye Hukuk mahkemesidir.
HUKUKİ DESTEK İÇİN
Mirastan Mal Kaçırma Muris Muvazaası Davasında alanında uzman Eskişehir Miras Avukatından hukuki destek almak için formu doldurabilir yada iletişim bilgileri üzerinden randevu alabilirsiniz.
